E-GAZETE
KARİKATÜR

ÇEPNİLER

02 Kasım 2011, 16:03
Güven DANACI
                                    ÇEPNİLER                                                                                                                                
  
 
 
       Dost toplantılarında Giresunlu olmam nedeni ile bölgemizi tanımayan arkadaşlardan genellikle siz Laz’sınız değil mi diye ifadelerle karşılaşıyordum. Dilimin döndüğünce Laz olmadığımızı Türk kültürü ile yetiştirildiğimizi ve Türkçe’den başka dilimizin olmadığını, yaşadığımız bölgenin Türk Yurdu haline gelmesinde çok önemli katkısı olan 24 Oğuz boyundan biri olan Çepni boyundan olduğumuzu anlatmaya çalışırdım.
       Ancak, Eylül ayında çok önem verdiğim ve gerçekten sevdiğim genç arkadaşlarla şuradan buradan konuşurken konu köklerimize gelince Çepni ifadesinin ne anlama geldiğini tam olarak bilemediğimize tanıklık ettim.
       Anadolu’nun bir Türk Yurdu haline gelmesinde önemli rol oynayan Çepniler kimlerdir ? Evime geldiğimde kütüphaneden Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından 1992 yılında yayımlanan ve tarafımca da o yıllarda okunan Prof. Dr.Faruk Sümer’in Çepniler hakkında ki araştırmasını tekrar gözden geçirdim.Hep beraber Çepniler kimlermiş hocamızdan dinleyelim.
       ‘’ Çepniler Türkiye Türklerinin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biridir. Çepniler Anadolu’nun bir Türk Yurdu olmasında en büyük rolü oynayan boylardan biridir.
       Çepniler Giresun’dan Batum’a kadar uzanan Doğu Karadeniz Bölgesinde de yurt tutarak bu bölgede Türklüğü hakim kılmışlardır.
       Çepniler oynadıkları bu büyük roller ile Türk Milletinin şükran ve minnetini kazanmışlardır.
       Çepniler’in adı,diğer Oğuz boyalarındaki gibi, ilk defa olarak büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud’un XI.yüzyılda yazdığı Divanu Lugatit-Türk ( Türk lehçeleri sözlüğü) adlı eserinde geçmektedir.Büyük alimimiz Kaşgarlı, adı geçen eserinde Çepni boyunu 21.sırada zikretmiş ve damgasının şeklinide vermiştir.
        XIV. yüzyılın başlarında İlhanlılar’ın başkenti Tebriz’de Vezir Reşideddin’in başkanlığında bir heyet tarafından yazılmış olan cihan tarihi Camiüt-tevarih’te Çepniler Oğuz eli’nin Üç Ok kolundan gösterilmiş, Oğuz Han’ın altı oğlundan biri olan Gök Han’ın dört oğlundan biri sayılmıştır.Gök Han’ın diğer üç oğlu ise Bayındır, Peçenek ve Çavundur’idi. Çepni’den Çepni boyu, diğerlerinden de Bayındır, Peçenek ve Çavundur boyları türemişlerdir.Divanu Lugatit- Türk’te olduğu gibi, Camiüt-tevarih’te de Çepniler’in damgaları verilmiştir.Oğuz boyları bu damgaları davarlarına, atlarına vuruyorlardı.
       Yine aynı esere göre, Çepni ve kardeşlerinin onkunları da Sunkur (Sungur) dur. Sunkur doğan türünün en ünlü avcı kuşudur. Bu kuşun adı eski Türkler tarafından şahıs adı olarak çok kullanılmıştır.Selçuklular devrinde bir çok Türk beyinin Ak Sunkur (Sungur), Kara Sunkur (Sungur) adlarını taşıdığını biliyoruz.Ancak bu onkunlar olsa olsa İslamiyetten önce, çok eski zamanlardan kalma olabilir.Kaşgarlı Oğuz boylarının onkunlarından söz etmiyor.
       Çepni’nin manasına gelince, Kaşgarlı Oğuz boylarının taşıdıkları isimlerin manaları hakkında bilgi vermiyor.Reşideddin’e göre ise Çepni, ‘nerede yağı ( düşmanı )görürse hemen savaşır’ demektir.
       Daha öncede  belirtildiği gibi, Osmanlılar 1461 yılında geldikleri esnada pek muhtemel olarak Görele (Eynesil), Tirebolu ve Giresun Kaleleri Trabzon Rum İmparatorluğunun kumandanları tarafından idare ediliyor,buna karşılık Kürtün-Dereli-Giresun-Tirebolu-Eynesil arasındaki geniş kırlık kesim de Çepni beylerinin ellerinde bulunuyordu. Anlaşıldığına göre Osmanlı kuvvetleri Trabzon devletinin topraklarına girince Çepni beyleri de Osmanlı fethine yardımcı oldular, elde edilen başarılarda rol oynadılar.Osmanlı devleti de hepsini veya mühim bir kısmını zeamet ve tımar gibi dirlikler vererek onları hizmetine aldı. Çepniler’in halk topluluğuna gelince bu topluluğa mensup olanlardan mühim bir kısmı da müsellem olarak hizmete alındılar.Yine onlardan bazıları da cami ve zaviyelerde vazife görerek vergiden muaf tutuldular.Bunlara ilave olarak bir çokları da vergiden affolunmuşlardır. Durum böyle olunca Çepniler’den az bir kısmın vergi verdiği anlaşılmış olur. Bu verginin pek çoğu veya hepside alaybeyi,subaşı ve sipahi olan kendi beylerine ödeniyor. 1486 tarihli bize kadar gelmiş en eski defterdeki Çepniler’e ait olan bölümün yayınlanması ile bu büyük Oğuz boyunun Doğu Karadeniz bölgesinin Türklüğünde ne kadar önemli bir mevkie sahip olduğu,çok daha iyi anlaşılmış bulunacaktır.Ancak önce bazı açıklamalar yapmak gerekiyor.      
       1- Trabzon Sancağı’nda Türkler yoğun bir şekilde sancağın batı kesiminde yani Eynesil-Kürtün, Dereli,Giresun-Tirebolu arasındaki geniş yörede yaşamaktadır.
       2- Bu Türkler, daha önce de söylendiği gibi, Osmanlılar gelmeden önce bu yurtlarında oturmakta idiler. Onlar XIV. yüzyıldan itibaren bu yöreye gelip orayı yurt edinmişlerdi. Bu yurtları kuzeyde Karadeniz’e kadar ulaşmıştı. Çepniler,Kürtün’den hareket ederek Harşit vadisi yolu ile Karadeniz’e erişmişler ve bu vadinin iki yanındaki güzel toprakları yurt edinmişlerdir.
       3- Sınırları çizilmiş olan bu yörelerdeki Türklerin ezici çokluğu Çepni boyuna mensuptur. Bazı yer adları yadigarları, bu Türk yerleşmesinde Çepniler’in yanında Yüreğir (Üreğir),Alayuntlu,Döger ve Eymür boylarına mensup obaların da rol oynamış olduklarını açıkça gösteriyor.
       4- Çepniler XV. yüzyılın ikinci yarısının ortalarında tamamen yerleşik bir hayat geçirmekte hepsi köylerde yaşamaktadır. Bu yörede hiçbir Hıristiyan köyü görülmüyor.Onlar kıyılarda, bilhassa Giresun, Tirebolu, Görele (Eynesil) kalelerinde oturuyorlar: Bu kalelerinin dışında da mahalle ve çarşıları olduğuna dair hiçbir delil ve işaret yoktur. Esasen defterlerde Hıristiyanların kalelerde yaşadıkları bildirilir…’ anlatımına yer vererek geniş kapsamlı araştırmasına devam etmektedir. Çepniler’le ilgili bu önemli araştırmanın okunması ile köklerimizin daha da iyi ve doğru tanınacağı kaçınılmazdır.
        Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına ’ Gönüllü Alaylar’ kurarak fiilen katılan, Mustafa Kemal’in gönüllü muhafızlığını hiç beklentisiz, canları pahasına gerçekleştiren Giresun Çepniler’i; kimliksiz bir ülke ve kimliksiz bir yurt arzulayan her gücün karşısında da tereddütsüz yerini alacaktır.   
          ‘Türk doğmak medarı iftiharımdır’ sözleri ile Türklüğünden övünç duyan Mustafa Kemal Atatürk gibi bizler de Türk ve Çepni olmaktan onur duymalıyız.
 
 
 
                                                                                                                Güven DANACI

                                                                                                                  02.11.2011

Bu makale 1998 kez okundu
Yükleniyor...