İSTANBUL’U SUYA KAVUŞTURAN KOCA SİNAN
Günümüzde suyuyun önemi tüm canlılar %50 %95 oranında sudan oluşmaktadır.İnsanın ilk hali olan ceninde'de su oranı %85 iken yeni doğan bir bebekte bu oran %75 ve yetişkin bir insanda ise %60 olmaktadır .Dünya yüzeyinde %70'inden fazlasını okyanus ve denizler kapsamaktadır.Okyanus ve denizlerdeki suyun %97'si tuzlu su ve %3 tatlı sudur. Tatlı suyun %75 kutuplarda buzul halde ve büyük bir bölümü ise yer altındaki derinliktedir.Bu %3'lük olan tatlı suyun ancak %1i içilebilmektedir.Yani 3334 bardak sudan sadece bir bardak su içilebilir durumdadır.Altın değerindeki bu maddenin önemi apaçık ortadadaır.Bir an için %1 oranındaki bu tatlı içilebilir suyun olmadığını veya kirletilerek kullanılmadığını düşünelim.Tam bir felaket ile karşı karşıya kalırız.Türkiye'nin bir gün susuz kalabileceğini hiç düşündükmü ?Belkide içtiğimiz bu servetin farkında bile değiliz.Bu serveti korumak için neler yapmalıız suyun israf edilmemesi yani yerli yerinde kullanılmasını kendi evimizden başlayarak en başa gelen çözümdür.Her bir evde dikkatli kullanım sonucunda tonlarca su tasarrufu yapılabilir.Peki suyu boşa akıtmaya hakkımız varmı ? .Gelecek nesillerimiz susuzlukla yani yoklukla karsı karşıya kalmış olacaklar.Gelin hep beraberce bu dünyayı ve Türkiyemizi su zengini bir dünyaya dönüştürelim.Kurulmuş olan bu mükemmel düzeni koruyalım.En basit yöntemle evimizdeki suyun israfın nedenlerini tespit edelim.Örneğin damlatan muslukarımızı tamir ettirelim ve bunlara çözümler bulalım.Suyumuzu doğru yerde doğru sekilde kullanalım.Ve İstanbula suyu bulup getiren susuz evde ölen Mimar Sinan'ın Osmanlı zamanındaki şu hadisesine bir bakalım;
İstanbul devamlı bir su problemi içindedir.Bu problemin çağresi asırlar önce Kanuni, zamanında Mimar Sinan'ın günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan 'la bulunmuştur.İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan'ı huzuruna çağırır.Derki: Mimarbaşı halkımız su ihtiyacı içinde.Bir ak yükü suya çok miktar akçe ödüyorlar.Acaba halkımızın su ihtiyacını karşılamak için birşeyler düsünmezmisin ? Mimarbaşı derki: Sultanım siz müsade buyrun ben İstanbul'un çevresini bir dolaşıyım ,dışarıda mevcut sulları İstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm.Ve Sinan ağa atına biner yanına yardımcılarını alır, Çekmece'den başlayarak kıyıları dolaşır.Beşiktaş'a kadar İstanbulu'un kıyılarında dereleri akan suları tespit eder.Bu suların önü örüldüğü baraj yapıldığı takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapılarak İstanbul'a getirebilir diye bu günlerce hesabına yapar ve Kanuni'nin huzuruna çıkar.Sultan sorar: Mimarbaşı İstanbul'a su getirmek mümkünmüdür? Mimarbaşının cevapı:Belki sultanım mümkündür.Ancak çok ağar şartı var.Nedir o Mimarbaşı? Sultanım , altın dolu keseleri uç uca dizmek şartıyla ancak İstanbul'a su gelebilir.Kanuni'nin cevabı şu olur: Mimarbaşı sen İstanbul'a su getirmenin mümkün olup olmadığını söyle.Eğer mümkünse ben keseleri uç uca değil yan yana dizmeye razıyım bunun üzerine Mimar Sinan kollarını sıvar ve İstanbul'un dışındaki suları Kağıthane civarında belli yerlere toplar oradan da dere içlerine büyük geçitler yaparak İstanbul'a getirir.Ve şehrin belli meydanlarında umumi çeşmeler yapılarak suyu akıtır.Bu çeşmelerin tamamamıda Kırkı bulur.Ve Kırk çeşme suları akmaya başlar.O güne gelinceye kadar musluk gibi bir adet olmadığı için sular boşa akıp gitmektedir.O güne çok pahalı olan suyu artık bostanlara yollara akıtmak istemiyorlar ve ilk defa İstanbul'da lüle dedikleri musluğu çeşmeler koyuyorlar.Su böylesine pahalıya geldiği ve kıymet kazanmaya başladığı için Kanuni bir ferman çıkarır.İstanbul meydanındaki umumi çeşmeler halkın malıdır.Hiç kimse bu çeşmelrden gizlice yeraltından evine su almayacaktır.Bu umumi kaidenin istisnasını da koyar Kanuni.
Oda özel olarak Sinan'a iletir. Denir ki :
Sen İstanbul'a böylesine güzel bir çalışma sonunda kırk çeşme sularına getirdin. Sen evine özel olarak bir lüle su alabilirsin , ve Süleymaniye civarındaki meydan çeşmesinden Sinan'ın evine özel olarak yol yapılarak su akıtılır. Böylece Mimar Sinan evine özel su olan tek bir kişi olur .Mimar Sinan ŞehzadeBaşı Camii'nin , Edirnede'ki Selimiye Camii'nin ve yüzlerce mimarı eserler yaptıktan sonra yaşanır, devir böyle geçmemiştir. İtibarının yüksekte olduğu devirde kendisinin kıymetli taktir edenler bir bir bu dünyadan göçmüşler. Kanuni vefat etmiştir, yerine başka padişahlar gelmiştir.
Ve Sinan 99 yaşında !
Çevresindeki dostları göçtüğü için kendisi İstanbul'da adeta yapayanlız kalmış, ve artık yeni bir nesil yetişmiştir.Bir gün Sinan kapısına birisi gelip dayanır , kapıyı çalar , Sinan bastonuna dayanarak kapıyı açar ''Buyrun'', der. Gelen meçhul Hasan Topkapı Saray'ı postacısıyım.Sizi divana çağrıyolarlar. Heralde bir soruşturmaya tabii tutulacaksınız der.Sinan ağa bu htiyar halinde dostlarının tümünün göçüp gittiği kendisinin eserleri inşaat halindeyken görenleri kalmadığı bu ihtiyar dünyada ”Acaba Topkapı sarayına niye çağrılıyorum”?bastonuna dayana dayana gider.Saraya gider sorusturma heyeti kurulmuştur.Kadılar,ulemanlar,müftüler,o günün mükelası.Sinan’a söyle derler:Sinan ağa hakkında şikayet var.Eve su almak yasak olduğu,hiç kimse evine özel olarak su almasın diye Padişah fermanı olduğu halde sizin evinizde özel su varmış.”Evet”der,Cihan padişah bana öyle özel olarak müsaade etmiştir.İstanbul’a yaptığı su hizmetinden dolayı sadece benim şahsıma su müsaade etmişti de almıştı.O zaman şu müsadeniz olan fermanı görelimde ses çıkarmayalım.Kimseye verilmemisine rağmen sizin ki devam etsin? Sinan’ın cevabı şu olur:Ben o zaman Cihan padişahın ferman istemektedir hicap etmiştim ferman felan yok ama su benim evimden çıkıyor.Divan meşkul kalır konuşmalar olur.Sinan büyük hizmetler etmiştir evine su aksın.Oradan başkaları cevap verir.Bu Al-i osman’a hizmet eden sadece Sinan mı?Sinan gibi daha nice hizmetler edenler vardır.Ya onlarında evine özel su verilsin.Ya da Sinan’a daha bu ayrıncalık tanınmasın.Son olarak verilen karar şudur.Sinan gibi değer hizmet edenlerinde evlerine su bağlanamayacağına göre Sinan’a verilen su kesilmiştir.Fakat şimdiye kadar kullanıldığı su fermansız kullanıldığı, için Bir cezaya mucip olmalıdır.Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir.Üzgün , bezgin fakat fazla müteessir değil.Çünkü Sinan hizmetini ALLAH için yapmıştır.Kendisine bir ayrıcılık tanırsın veya özel bir mükafaat verilsin diye değil.Sinan 100 yaşına gelince hastanalıp yatağa düşer.Vefat sırasında bir bezi suya batırıpta dudağına çalmak isterlerken bakarlar ki evindeki musluktan suda akmıyor.İstanbul’a su getiren Sinan susuz evde vefat eder Vefat sırasında bu olayı başından konuşanlara verdiği cevap enteresandır. Biz hizmetimizin dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düşkünü değiliz.Bir hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafaatına da ahirette bekliyoruz.Dünyada evimize su verilmediği için biz müteessir değiliz.Bu olayın bizlere verdiği mesajlar vardır.Dünyada şana şöhrete ,dosta, ahbaba arka olanlara fazla güvenmemeli.Dünya öyle güvenilcek insanlığa öyle bağlanacak kadar vefalı değildir.Şartlar değişir bugün sırtımızı çok sağlam yerde olur çok itibarili insanlara yaklaştığımız olur hani derler ya DUVARA DAYANMA YIKILIR, İNSANA GÜVENME ÖLÜR ,öyleyse fani şeylere dayanmamalı fani şeylere gaye edinmemelidir.Ona da dayanmamalıdır ona güvenmeli ve yaptığımız hizmetleri de onun rızası için yapmalıyız.İnsan bu tecelli karşısında hayıflanmaktan kurtulamıyor! “HEY GİDİ YALAN DÜNYA HEY” İstanbul’u suyunu kavuşturan KOCA SİNAN susuz evde vefat ediyor.RUHUN ŞAD OLSUN! RAHMET,ŞÜKRAN VE SAYGI İLE ANIYORUZ.
GÜNGÖR BODUR
DERNEK BAŞKANI
19.12.2011